HOŞNUTSUZLUK VE KÖTÜLEME HAKKINDA

“Bazen dünya ile ilgili bir şeylerin yanlış olduğunu hissedersin. Neyin yanlış olduğunu bilemezsin ama o hep ordadır … beynine saplanmış bir kıymık gibi.
Seni deli eder…”
(Matriks filminden bir replik)
***

revolution-is-an-art
Hiç, hayatınızda bir şeylerin yanlış olduğunu, tüm dünyanın akışında, hayatı algılayışımızda derin bir çarpıklık olduğunu hissettiğiniz anlar yaşadınız mı ? Hoşnutsuz olduğunuz anlar. Kabınıza sığamadığınız, bir şeyleri düzeltmek istediğiniz ama neye karşı mücadele edeceğinizi bilmediğiniz anlar.

Bu güzel konuya, önce usta Krishnamurti’nin anlattıkları ile giriş yapmak istiyorum. Yeri geldikçe kendi yorumlarımı ekleyeceğim.

***

Hoşnutsuz olmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz ? Hoşnutsuluğu anlamak çok zordur çünkü çoğumuz hoşnutsuzluğu belli bir yöne kanalize ederek, onu boğma yoluna gideriz. Yani, ilgilendiğimiz tek şey kendimizi kazancı iyi ve prestiji yüksek olan güvenli bir konuma yerleştirmek ve böylece hiç tedirgin olmamaktır. Bu durum ev ve okul için de geçerlidir. Öğretmenler tedirgin olmak istemedikleri için eski rutini takip ederler; çünkü biri hoşnutsuzluk duyup araştırmaya, sorgulamaya başladığında rahatsızlık yaratması kaçınılmazdır. Fakat ancak “gerçek hoşnutsuzluk” yolu ile insan inisiyatif sahibi olur.

İnisiyatifinin ne olduğunu biliyor musunuz ? Yapmanız istenmediği halde bir şeyi başlattığınız ya da bir işe giriştiğinizde inisiyatif sahibi olursunuz. Bunun çok önemli ya da sıradışı bir şey olması da gerekmez. Yaptığınız iş bu nitelikleri sonradan kazanabilir. Ama kendi kendinize bir ağaç diktiğinizde, kendiliğinizden nazik olduğunuzda, ağır bir yük taşıyan bir adama gülümsediğinizde, yolun ortasında duran bir taşı ordan kaldırdığınzda, ya da önünüze çıkan bir hayvanı okşadığınızda inisiyatifinin kıvılcımı da parıldar. Yaratıcılık denen sıradışı şeyi öğrenecekseniz, sahip olmanız gereken muazzam inisiyatif için bu sadece küçük bir başlangıçtır. Yaratıcılığın kökleri yalnızca derin bir hoşnutsuzluk haliyle birlikte ortaya çıkan inisiyatiftir.

Hoşnutsuzluktan korkmayın ve içinizdeki kıvılcım bir ateş olana kadar, sonu gelmez bir biçimde her şeyden; işinizden, ailenizden, para ve güç peşinden koşulan düzenden hoşnutsuz olana kadar onu besleyin ve böylece gerçekten düşünmeye, keşfetmeye başlayın. Fakat yaşınız ilerledikçe bu hoşnutsuzluk ruhunu korumak çok zordur. İhtiyaçlarını karşılamanız gereken çocuklarınız, düşünmek zorunda olduğunuz bir işiniz ve komşularınızın, toplumun etrafınızı kuşatan görüşlerii vardır. Çok geçmeden bu hoşnutsuzluk ateşini yitirmeye başlarsınız. Hoşnutsuzluk duyduğunuzda radyoyu açar, bir guruya gider, puja yapar veya bir kulübe gider, alkol alır, kadınların peşinden koşar ve ateşi söndürmek için her şeyi yaparsınız. (Guru: Sanskritçede öğretmen, yol gösterici anlamına gelen yarı dinsel yaşam rehberleri. Puja: Belli dualar eşliğinde yapılan bir ibadet biçimi.) Fakat bu hoşnutsuzluk ateşi olmadan asla yaratıcılığın başlangıcı olan inisiyatife sahip olamazsınız. Neyin doğru olduğunu bulabilmek için kurulu düzene başkaldırmanız gerekir; fakat aileniz, siz daha fazla para kazandıkça, öğretmenleriniz ise, kendilerini daha güvence hissettikçe başkaldırmanızı istemezler.

Yaratıcılık yalnızca resim yapmak ya da şiir yazmak değildir. Bunları yapmak güzel olsa da yeterli değildir. Önemli olan tümüyle hoşnutsuz olmaktır. Çünkü bu hoşnutsuzluk, olgunlaştıkça yaratıcı bir hâl alacak olan inisiyatifin başlangıcıdır. Ve hakikati, Tanrı’yı anlamanın tek yolu budur; çünkü, bu yaratıcı durum bizzat Tanrı’dır.

Demek ki insan, bu bütüncül hoşnutsuzluğa sahip olmalıdır ama bundan keyif alarak. Anlıyor musunuz ? İnsan, şikayet etmeden, keyif alarak, neşe ve sevgi içinde tümüyle hoşnutsuz olmalıdır. Sadece, amaçsızca, hoşnutsuz olanların çoğu korkunç derecede sıkıcıdır; her zaman şunun ya da bunun doğru olmadığından şikayet eder, daha iyi bir konumda olmayı diler ya da şartların başka türlü olmasını isterler; çünkü hoşnutsuzlukları çok yüzeyseldir. Hiç hoşnutsuzluk duymayanlar ise zaten bütünüyle ölüdürler.

Eğer gençken başkaldırı içinde olabilirseniz ve yaşınız ilerledikçe hoşnutsuzluğunuzu neşe ve şefkatle canlı tutmayı bilirseniz, o zaman bu hoşnutsuzluk ateşi olağanüstü bir anlam kazanacaktır. (…) böylece, zihninizin, içinde genişleyeceği, herhangi bir inanç ya da korku tarafından sınırlandırılamıyacağı bir alan açan doğru türde bir eğitimden geçmiş olmanız gerekir.

(Kaynak: Jiddu Krishnamurti, “Bunları düşün”, Omega yayınları)

***

Büyük ustaya gönülden teşekkürler. O isyankâr ruhu en güzel alemlerde olsun. Böyle bir ustadan sonra bir şeyler yazmak çok zor ama içimdeki yazma isteğine karşı koyabilmem mümkün değil.

Dünyamızı şekillendiren, hepimize bir şeyler katan “özgür ruhlar” asla içlerinde yaşadıkları düzen ile barışamadılar. Hepsinde, hoşnutsuzluğun, isyanın ateşi yanmaktaydı. Bazen yerleşik bir din ve ahlak sistemine, bazen tüm toplumu şekillendiren bir ideolojiye veya genel-geçer bir sanat anlayışına karşı çıktılar. Onlar, tek kelime ile yaramaz çocuklardı. Kendilerine gösterilen daracık oda ile yetinmeyen, hep bir şeyleri kurcalayan, daha ötelere gitmek isteyen maceraperestlerdi. Genelde bunun bedelini çok acı ödediler. Ödedikleri ilk fatura yalnız kalmaktı. Kimisi idam sehpasına yollandı, kimisi yıllarını hapislerde geçirdi. Hepsi de toplumları tarafından dışlandılar ve değerleri ancak yıllar sonra anlaşılabildi.

Hiçbir şeyden hoşnutsuzluk duymayan insanlar mükemmel birer köledirler. Artık arayışları tamamen durmuştur ve hayatları aynı şeylerin tekrarlanmasından ibarettir. Tek değer ölçüleri ise kendi kişisel çıkarlarıdır. Onları bir kalemde geçiyorum.

Fakat; isyanın, rahatsızlığın, hoşnutsuzluğun her türünü, Krishnamurti ustanın anlattığı üretici hoşnutsuzluk ile karıştırmamak gerekir. Hoşnutsuzluğu taklit eden “şikayet ve kötüleme” aslında sadece bireysel yetersizliğin dışa vurumudur ve ne o kişiye ne de çevresine bir katkısı bulunmaz. Şikayetçi ve kötüleyici insanlar leş kargaları gibidirler. Dünyanın en üretici beyinlerinin bile açıklarını ararlar, insanların zaafları ve ayıpları ile beslenirler, hiçbir çözüm üretmeden öylece şikayet ederler. Şairimiz Orhan Veli Kanık, böyleleri ile bir şiirinde dalga geçmiştir.

Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin;
Çişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin;

Ölsem desene!

Kötülemek, iliklerime kemiklerime kadar nefret ettiğim bir davranış biçimidir. İsim vermeden, hayalî bir örnekleme yapmak istersem, diyelim ki “A” isminde bir sanatçı yaşamıştır. Bu insan, bildik tüm kalıpları yıkarak edebiyata yepyeni bir soluk getirmiş, insanları iğnelemiş, zihinleri rahatsız etmiş ve ardında sanat şaheserleri bırakarak dünyamızdan ayrılmıştır. Çok bilmiş, şikayetçi ve kötüleyici insan türü, o kişiden bir şeyler öğrenmek, onun ateşi ile yanmak yerine, arkasına yaslanır ve kötüler de kötüler:

– Eşcinselmiş bu adam !
– Kendi ailesine faydası olmamış !
– Kökeni ne bunun ?
– Öte tarafta görür gününü !

Sanki, herbiri Tanrı’dan, hakikatten vekaletname almış gibi davranan bu insanlar, başkalarını her şeyden nefret ettirirler. Kıskançlık ve yetersizlikten kaynaklanan kötüleme asla üretici hoşnutsuzluk değildir. Bu tür insanları da geçip, gerçekten saygıya layık üretici hoşnutsuzluğa gelmek isterim.

Haris, yetersiz, kıskanç ve kötüleyici hoşnutsuzluğun aksine, üretici hoşnutsuzluğa sahip olan bir insan, neyin filizlenmesi için neyin yıkılması gerektiğini bilen bir insandır. Eleştirilerini rastgele yapmaz. Temel özellikleri ise:

– Üreticidir. Sadece eleştirmekle kalmaz, çevresine bir örnek, bir model sunar.
– Sabırlıdır. Sırasında en ağır cezalara çarptırılmaya razıdır.
– İnisiyatif alır. Kimse kendisine bir şey emretmeden, sadece kendi bilgisine ve gücüne güvenerek harekete geçer.
– Bir hedefi vardır; hatta sonradan o hedef, farklı bir dönemin tutuculuğu olsa dahi, isyan eden kişinin kendi zamanının doğru hedefidir.
– Mükemmelci değildir. “Mükemmellik” gibi ne olduğu belirsiz bir kavramın peşinde koşmaz. Mükemmellik yerine, çarpıkların düzeltilmesini öne çıkarır.
– Hayata küsmez; aksine hayatı sever ve onu kucaklar. Kavgasını belli bir seviye, neşe ve sevgi ile gerçekleştirir.
– Hata yapmayı, kendisi ile alay edilmesini göze alır. Bu yönü ile, toplum onu dışlamaz, o kişi toplumu dışlar.
– Ve son olarak, böyle bir kişi, bilgisi ve eylemleri ile kendini yeniden gerçekleştirdiği için, bir yönü ile tanrısaldır. Zira o tanrısal devinimin, çatışmanın, tazelenmenin ruhunu içinde taşır.

İsyankar bir ruh hepimize gereklidir, hepimize. Yeter ki, sadece şuursuz bir yıkım isteği ile değil, üretici bir hoşnutsuzluk ile davranalım.

Alıntılıyorum:

Demek ki insan, bu bütüncül hoşnutsuzluğa sahip olmalıdır ama bundan keyif alarak. Anlıyor musunuz ?

Bunu anlayabilmek çok önemli. Bir düzene, bir genel-geçer inanç/ahlak sistemine cephe alan hoşnutsuzluk, çok kolayca, yıkıcılığa, hayata küsmeye dönüşebilir. Bu bir kaçıştır. Üretici hoşnutsuzluğa sahip olan bir insan ise keşfeder. Her ân, her durumda çevresinde mutlaka ayrı bir güzelliğin farkına varır. Binlerce insanın her gün önünden geçip, baksalar da asla görmedikleri her “detayı” farkeder ve bunu kendi tarzı ile yeniden ifade eder. Bir şiir, bir öykü, bir resim ve benzer şeylere dönüştürerek. Bazen kavgaya girişerek. Bilgi -sanat bilgisi, felsefe bilgisi- elbette önemlidir; ama hoşnutsuzluk, farkındalık ve yeniyi arayış olmadıkça üreticilik olmaz.

Hayatın ve evrensel devinimin kendisi en büyük devrimcidir. Tek ve gerçek devrimci. Üretir, çatıştırır, öğretir, düşündürür, bazen yalnız bırakır, pişirir, olgunlaştırır ve ortaya çıkan yeni eser köhnemeye yüz tuttuğunda hiç acımadan yıkar.

Üretin. Korkmayın.
Her zaman kötüleyenler, alay edenler olacaktır.
Onları değil, kendinizi geçmeye çalışın ve en büyük hoşnutsuzluğunuz kendinizle olsun.

Saygı ile.
Levent Ertürk

Reklamlar
Bu yazı Denemeler içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s