TÜRKİYE YAHUDİLERİ VE SOYKIRIM YILLARI -6-

Varlık vergisi

Resmen 11 Kasım 1942 günü yürürlüğe sokulan Varlık Vergisi, cumhuriyet tarihimizin en çok tartışılan konularından biridir ve öyle görünmektedir ki, “tarafların” kendi bakış açılarından tartışılmaya devam edecektir. Ben elimden geldiğince Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlamadan fakat haksızlıkları da savunmadan orta yoldan gitmeye çalışacağım.

Varlık Vergisi ile ilgili söylenebilecek ilk şey dönemin olağanüstü şartlarıdır. Hemen tüm Dünya yıkıcı bir savaşın içindedir ve Türkiye sıcak savaşa girmiş olmasa dahi bunun ekonomik etkilerini fazlası ile hissetmektedir. Ekmek başta olmak üzere bazı temel gıda maddeleri karneye bağlanmıştır. Savaşa girme ihtimaline karşı bir milyona yakın genç silah altında tutulmakta ve askerî masraflar bütçeyi çok zorlamaktadır. Türkiye’nin Almanya ve İngiltere gibi mecburen iyi ilişkiler kurmak zorunda olduğu ülkelerle ticari faaliyetlerinde daralma gözlenmektedir. Dönemi inceleyen tarihçilere göre bu faktörlere ek olarak arz-talep dengesinin bozulması, karaborsacılık, tefecilik, alım gücünün düşmesi, işsizlik ve yolsuzluklar Cumhuriyeti son derece zor durumda bırakmıştır. Bazı kişilerin savaş ortamından yararlanıp aşırı derecede şiştiği, olağanüstü kârlar elde ettiği de sanırım gözden kaçırılamaz. Fakat, devletin yanlış ekonomik politikaları ve kendi içindeki yolsuzluklar da ayrı iddialar olarak öne sürülmüştür. Örneğin, devletin çeşitli malları kendisinin satın alması ve nerdeyse %500 oranına varan fiyat artışları, tarım mahsullerinin yetersiz olması, tüm bunlar yapılırken devlet bürokratlarının yolsuzluklara karıştığı iddiaları da vardır. Halk durumdan şikayetçidir ve halkın bu şikayeti gizli veya açık olarak gayrimüslimlere yönlendirilmekte, onların halkın sırtından zengin olduğu temaları gazete ve dergilerde işlenmektedir.

varlik-vergisi-1

Varlık Vergisi’ne gelmeden önce zaten bazı ekonomik tedbirler yürürlüğe sokulmuştu. Bunların başında 18 Ocak 1940’da kabul edilen Milli Korunma Kanunu gelmektedir. Bu kanunla devlet, ekonomiyi tamamiyle kontrol altına almak istiyordu, fakat kanunun uygulanmasıyla fiyatlar bir parça kontrol altına alınsa da karaborsacılık, stokçuluk önlenememiş, bir süre sonra fiyatlar yine yukarı fırlamıştı. Para basarak giderlerin karşılanması yoluna gidildiğinde ise enflasyon olgusu devreye girmiş ve hükümet sürekli artan kamu masraflarını karşılamak için ek vergiler getirmişti: Toprak Mahsulleri Vergisi, Hayvan Vergisi ve Yol Vergisi gibi. Mecliste yapılan tartışmalarda büyük tüccarların ve bazı zümrelerin hile ile vergi kaçırmaları, eksik gelir beyanında bulunmaları ve şaibeli bir şekilde aşırı servet sahibi olmaları da ele alınıyordu. Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu bir meclis konuşmasında ekonomik problemlerin temelinde üretim azlığı, ithalat eksikliği ve “yanlış tedbirlerin” yanı sıra vurgunculuk, karaborsacılık ve stokçuluğun da bulunduğunu ifade ediyordu. Tedavülde bulunan paranın bir kısmının, bir sefere mahsus çıkarılacak bir kanun ile geri alınması gerektiğine dikkat çekmişti. Böylece, uzun tartışmalardan sonra 11 Kasım 1942 tarihinde kanun yürürlüğe sokuldu.

varlik-vergisi2

Yürürlüğe girdiği tarihten, kaldırıldığı 15 Mart 1944 tarihine kadar, Varlık Vergisinin uygulanma şekline hem içerden, hem dışardan sert eleştiriler geldi.  Kanun, açıkça gayrimüslimleri hedef tutmuyordu. Zaten hiçbir kanun, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olacak şekilde, herhangi bir sınıfa, etnik veya dinsel gruba yönelik olarak çıkarılamazdı. Fakat kanun içindeki “elastik” ve yorumlanması çok zor maddeler, her tür haksız ve keyfi uygulamaya yol açmaktaydı. Ayrıca kanun ile hedeflenen verginin çok kısa bir süre içinde tahsil edilecek olması da vergi mükelleflerini zor durumda bırakacaktı. Varlık Vergisi kanununun sadece gayrimüslimleri ezdiği iddiaları ise pek de doğru değildir. Çünkü aynı yıllarda Türk köylüsü de büyük maddi sıkıntılar içindeydi. Hayvan Vergisi, Toprak Mahsülleri Vergisi gibi yaptırımlar, zaten fakir olan köylüyü daha da zor duruma sokmuştu. Köylünün elindeki mahsul çok ucuz fiyata alınıyor, bunlar sonra piyasada üç misli fiyatına satılabiliyordu. Bazıları, tohumluk olarak ayırmak zorunda oldukları ürünü dahi vergileri karşılayabilmek için sattılar, bu da tarım üretiminin düşüşü ile sonuçlandı. Onbinlerce köylü yıllık 6 Lira olan Yol Vergisi’ni ödeyemedikleri için taş kırma işlemlerinde çalıştırıldılar.  Diğer yandan, köylünün ödediği toplam vergi ile, gayrimüslimlerin ödediği toplam vergiyi, sadece rakamsal olarak karşılaştırmak doğru kabul edilebilir miydi ? Evet, genel toplamlarda köylü ve diğer çalışanların ödediği vergi elbette gayrimüslimlerin ödediği vergiden fazlaydı. Mesela 1941-1944 yılları arasında köylünün sadece Toprak Mahsulleri Vergisi için 330 milyon lira, gayrimüslimlerin ise İstanbul’da ödediği verginin bunun yarısı kadar olduğu ifade edilmektedir. İyi de, oranlar nedir ? 330 milyon Lira kaç kişiden alınmıştır, bunun yarısı olduğu iddia edilen yaklaşık 160 milyon Lira ise kaç gayrimüslimden toplanmıştır? Savaş ve korkutma gibi sebeplerle gayrimüslim nüfusun düştüğü de gözönüne alınırsa, gayrimüslimlerden çok insafsızca vergiler alındığı tahmin edilebilir. Elbette, o dönemin vergi kayıtları, tutanaklar ve rakamlar, matematiksel hesaplamalar ayrı bir konudur ve öncelikle ekonomiden iyi anlayan uzmanların takdirine bırakılmalıdır. Tüm bunları geçip, Varlık Vergisi kanun metninin bazı maddelerini alıntılamaya başlıyorum.

1. Verginin mevzuu

Madde 1 —. Servet ve kazanç sahiplerinin servetleri ve fevkalâde kazançları üzerinden alınmak ve bir defaya mahsus olmak üzere (Var­lık Vergisi) adiyle bir mükellefiyet tesis edilmiştir.

İlk olarak “fevkalâde kazançlar” terimi dikkat çekmekte. Savaş yıllarında bazı kişiler gerçekten de fevkalâde, olağanüstü kazançlar temin etseler de, bunun takdiri neye göre yapılacaktır ? Mükelleflerin bir kısmından vergi beyannamesi bile istenmemesi, Varlık Vergisi’nin en göze çarpan özelliklerinden biridir. Böylece tamamen keyfî ve hatta belli zümrelere yönelik vergi değerlendirmelerinin yolu açılmıştır. Kanunda daha sonra bu verginin kimlerden alınacağı belirtilmiştir. Çeşitli kanunlarla önceden vergi mükellefi olarak kabul edilenler, büyük kazanç sahipleri, büyük çiftçiler, belli bir değerin üzerinde gayrimenkul sahipleri; komisyonculuk, simsarlık, tellallık, arabuluculuk gibi işleri yaptığına kanaat getirilen kişiler vergi kapsamı içindeydi. Verginin nasıl takdir edileceğine ise şehir, köy ve kasabalarda kurulacak komisyonlar karar verecekti. Bölge mülkî amirin denetim ve gözetiminde, bu komisyonlara kimlerin alınacağı da kanunda belirtilmişti.

Geldik en önemli yere. Komisyonlar, kimlerden ne kadar vergi alınacağına nasıl karar vereceklerdi ? Aynen alıntılıyorum:

Yedinci maddede yazılı komisyonlar, ikinci maddede yazılı mükelleflerin mükellefiyet derecelerini, her mükellef namına 1941 yılında ve ticaretini terk, devir veya tasfiye etmiş olanlar için terk, devir veya tasfiyeye tekaddüm eden son yılda tarhedilmiş veya tahakkuk et­tirilmiş vergi miktarlarını, çiftçilerde mükellefin zirai vaziyetini ve gay­rimenkul sahiplerinin de irat ve vergi kıymeti miktarlarını gözden geçir­mekle beraber bunlarla mukayyet olmaksızın edinecekleri kanaate göre takdir ve tesbit ederler.

Mükelleflerin gelir ve gayrimenkullarinin,  daha önceden takdir edilmiş ölçülere göre gözden geçirilmesi gerektiği belirtilmekle birlikte, “bunlarla mukayyet olmaksızın edinecekleri kanaate göre” ifadesi düpedüz her tür aşırı, haksız, kötü niyetli uygulamaya doğrudan kapı açar ki zaten pratikte gayrimüslimlere yapılan da budur. Bazı gayrimüslim mükellefler ev ve işyerleri de dahil olmak üzere, tüm mal varlıklarını satmalarına rağmen, kendilerine “takdir edilen” vergiyi karşılayamamışlardır. Daha sonra bir kaç örnek vereceğim. Kanunu alıntılamaya devam ediyorum. 8. madde de, komisyonlara bu “fevkalade” kazançları araştırma yetkisi veriyordu:

Madde 8 — Komisyonlar, şirketlerin mükellefiyetlerini tesbit ettik­leri sırada şeriklerin de servetleri derecesini ve fevkalâde kazançlarını araştırarak bunların da mükellefiyetlerini takdir ederler. 

Verginin tahsil edilme usül ve zamanına gelince:

Madde 11 — Komisyon kararları, şehir ve kasabalarda varidat dai­relerinin kapılarına ve köylerde münasip mahallere listeler yapıştırılmak suretiyle ilân ve tebliğ olunur. Listelerin asıldığı, gündelik gazete çıkan yerlerde gazetelerle ve gündelik gazete çıkmıyan mahallerde belediye tellâlları marifetiyle halka ayrıca haber verilir. 

Bundan sonra ise, hiçbir itirazın kabul edilmeyeceği belirtilmişti:

Komisyon kararları nihaî ve katî mahiyette olup bunlara karşı idari ve adli kaza mercilerinde dâva açılamaz. Ancak bir mükellef namına aynı mükellefiyet mevzuundan dolayı mükerrer vergi tarh edilmiş ol­duğu takdirde bunlardan en yüksek olanı ipka edilerek diğerleri tarhiyatı yapan komisyonların vazife gördüğü mahallerin en büyük mal me­muru tarafından mükelleflerin müracaatı üzerine silinir. 

Verginin tahsil edilme müddeti ise acımasızdı:

Madde 12 — Mükellefler vergilerini, talik tarihinden itibaren on beş gün içinde mal sandığına yatırmağa mecburdurlar. On beş günlük müddetin geçmesini beklemeden mahallin en büyük malmefhuru, lüzum gördüğü mükelleflerin menkul ve gayrimenkul mallariyle alacak, hak ve menfaatlerinin ihtiyaten haczine karar verebilir. On beş günlük müddet içinde yatırılmıyan vergilerin Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsiline tevessül edilmekle beraber vergi miktarına müddetin dolmasından itibaren birinci hafta için yüzde bir ve ikinci hafta için yüzde  i ki zammoluııur. Talik tarihinden itibaren bir ay zarfında borçlarını ödemiyen mü­kellefler borçlarını tamamen ödeyinceye kadar memleketin herhangi bir yerinde bedeni kabiliyetlerine göre askerî mahiyeti haiz olmıyan umumî hizmetlerde veya belediye hizmetlerinde çalıştırılırlar.

Böylece, maddi yaptırımın yanında, vergilerini ödeyemeyenlerin  ağır işlerde çalıştırılmasının yolu da açılmıştı.

Varlık Vergisi’nin kapsamına, uygulanma şekline dış basın da ilgi göstermiş ve çeşitli gazetelerde uygulamayı eleştiren makaleler çıkmaya başlamıştı. Sn Ferudun Ata, “THE REFLECTION OF VARLIK TAX TO THE PUBLIC OPINION IN THE USA
(According to New York Times Newspaper), Newyork Times Gazetesi üzerinden Varlık Vergisi’nin ABD genel kanaatine göre yansımaları, isimli çalışmasında bu eleştirilere detayları ile yer verir. Bazı yabancı yayın organlarına göre, Varlık Vergisi özellikle gayrimüslimleri ezmek amacını taşımaktaydı. Veya, hadi iyi niyetle düşünelim, böyle bir özel gaye olmasa bile, uygulamada gayrimüslim kesimi büyük ölçüde ekonominin dışına atması kaçınılmazdı. Kapalı kapılar ardında yapılan konuşmalarda, bu verginin özellikle azınlık sermayedarlarını zayıflatacağı, Türk sermayedarların ise uygun bir şekilde korunacağı dile getirilmekteydi. Sabiha Sertel, Ankara’ya yapılan bir seyahat sırasında Akşam gazetesinin yayın kurulu başkanı ve CHP milletvekili Necmeddin Sadak ile Vakit gazetesi sahibi Hakkı Tarık Us arasında konunun bu şekilde ele alındığını da belirtmiştir.

Varlık Vergisi konusunda daha fazla ilerlemeden, bir şeyi belirmek isterim. Maksadım herhangi bir partiyi, zümreyi önce çıkarmak veya kötülemek değildir. Varlık Vergisi konusunda yorum yapanların bazen sadece kendilerini savunmaya yönelik tavırları bilinmektedir. Örneğin, verginin sadece gayrimüslimlere özellikle Yahudilere karşı olduğunu iddia edenler, aynı yıllarda tüm halkın çektiği sıkıntıları adeta görmez gibi davranmaktadırlar. Diğer yandan, Türkiye’de stokçuluk, karaborsa, rüşvet, yolsuzluk gibi işleri sadece gayrimüslimlerin marifeti gibi göstermek isteyenlere de katılamam. Tarihimiz gerçekçilikle ele alındığında devlet yetkilileri ile, önde gelen çeşitli kişiler arasındaki karanlık ilişkilerin, haksız ve muazzam kazançların ta o muhteşem Sultan Süleyman zamanına kadar uzandığı görülebilir. Yolsuzluk, hem Osmanlı tarihinin hem de Cumhuriyet tarihinin maalesef derinlere işlemiş özelliklerinden biridir.

-varlık vergisi konusuna devam edilecek-

Reklamlar
Bu yazı Türkiye Yahudileri ve soykırım içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s