İNANÇ VE GERÇEKLİK ÜZERİNE MÜTEVAZİ BİR YAKLAŞIM

Bilimcilerin dusunceleri serisinde, sirada David G.Myers’in duşunceleri var.

David G.Myers, Michigan’daki Hope kolejinde psikoloji profesorlugu yapmis. Taninmis kitaplarindan biri:
What God has joined together ? A Christian case for gay marriage.
Tanri neyi birlestirdi ? Escinsel evlilik icin hristiyanca bir yaklasim.

Simdi, savunduklari…

inanc
Bir Hristiyan tektanrici olarak, kanitlanmamis iki aksiyom ile soze basliyorum:
1. Bir Tanri var.
2. O, ben degilim. (Siz de degilsiniz.)

Bu iki aksiyom, birarada, en keskin inancimi temsil ediyor: Bazi inanclarimin (sizinkilerin de) hata icerdigini. Bizler her bir zerremizle sonlu ve yanilabilir varliklariz. Yuceyiz, ama ilahi degiliz. Iste bu yuzden sunlara inaniyorum:

a) Kanitlanmamis tum inanclarimiza belli bir gecicilik anlayisi ile;
b) baskalarinin dusuncelerine karsi acik fikirli bir suphecilikle yaklasmali,
c) gozlem ve deneyle desteklenen dogrulugu ozgurce takip etmeliyiz.

Bu inanc-temelli tevazu ve suphecilik karisimi, modern bilimin baslangicina on-ayak oldu ve benim arastirma ve bilim yazilarima da isik tuttu. Dogruluga yalnizca kendi zihinlerimizi arastirarak ulasamayiz, cunku aradigimiz her seyi orada bulamayiz. Bu nedenle, fikirlerimizi de sinava tabi tutariz. Gecer not alirlarsa ne ala, alamazlarsa da ne fena !

Psikolojide bu “durmaksizin yenilenen surec” defalarca fikrimi degistirdi ve beni su an icin, ornegin, bebeklerin o kadar aptal olmadiklarina, elektrokonvulsif terapinin inatci depresyonu genelde hafiflettigine, Amerika’nin ekonomik gelisiminin morallerimizi iyilestirmedigine, otomatik bilinc-disi zihnin bilincli zihni golgeledigine, cogu insanin oz-saygi gibi bir sorunu olmadigina ve cinsel yonelimin bir secim olmadigina inanmaya yoneltti.

***

Sn David G.Myers inanclarini acik bir dille ifade etmis. Konulara cok zarif bir anlayisla yaklasmis. Bir Hristiyan olmasina ragmen, dogmatik tutumu bir kenara birakarak gozlem ve deneyle desteklenen dogruluklarin ozgur dusunce ile takip edilmesi gerektigini belirtmis.

Baska insanlarin dusuncelerine karsi acik fikirli olmakta yarar var. One surulen seyler bizim ahlak anlayisimiza, dini inanclarimiza veya siyasi goruslerimize uymayabilir, hatta bize cok itici gelebilir. Ama bugun buyuk bir dogallikla kabul ettigimiz bazi ahlaki standartlarin, toplumsal payandalarin gecmiste birer hainlik, ahlaksizlik gibi gorundugunu de unutmamamiz gerekir. Elbette suphecilikte de fayda var. Kati bir karsi cikis kadar, teslimiyetci bir guven de sakincali olabilir.

Myers’in inanclari enteresan. Ele aldigi konularindan biri olan elektrokonvulsif terapiyi ustunkoru bir arastirdim ve gercekten elektrosok tedavisinin bazi depresyon turlerinde iyilestirici sonuclari oldugunu gosteren calismalara rastladim.

Bilinc-disi zihnin bilincli zihni golgeledigi inancini ise ben bir inanc olarak gormek soyle dursun, nerdeyse kesin bir gerceklik olarak kabul etmekteyim. Bir baska psikolog olan Dr. Daniel Goleman bilinc-disi zihin hakkinda su tesbitte bulunmakta: “Mecazi olarak soylersek kavrayisin, idrakin %99′u bilinc altinda olabilir. Eger her seyi bilincli olarak yapsaydik korkunc bir durumda oldurduk.” Bence, gercekten oyle. Bilinc-disi ve bilinc-alti zihnimiz davranislarimizin buyuk bir bolumunu denetler: Kosmak, yuzmek, konusmak, yazmak, bakmak gibi isleri yaparken hangi kaslari kullanacagimizi, beyin ve organlar arasindaki koordinasyonu nasil gerceklestirecegimizi dusunmeyiz bile. Mide salgilari, kalp atislari, bobrek fonksiyonlari gibi farkinda olmadan yerine getirdigimiz boyle pek cok oto-islevimiz mevcut. Bilinc-disindan biraz farkli olarak bilincaltimiz ise devasa bir anilar, psikolojik refleksler, tepkiler deposu olarak oylece kesfedilmeyi beklemekte. Bizi rahatlatan ruyalari uretmek, travmaya sebep olabilecek kadar kotu deneyimleri bastirmak hatta unutturmak, sembolleri uretmek gibi fonksiyonlari oldugu one surulmekte. Tum bunlar kendi basina ayri birer arastirma konusu. Hal boyle iken “bilincli zihnimizle” verdigimiz kararlari, gercekten tam bir bilinc hali ile verdigimizden nasil emin olabiliriz ? Altta kocaman bir buzdagi bizi tehdit ederken ? …

Cinsel yonelimin bir secim olmadigi inanci ise cogu insanin ahlaki yargilarini sarsacak kadar tehlikeli. Eger cinsel yonelim tamamen istem disi veya bastirmakta zorlanacagimiz kadar guclu ic mekanizmalar tarafindan belirleniyorsa, o zaman insanlarin birbirlerini ahlaksizlikla suclamalarinin pek bir anlami kalmamaya basliyor. Gerci tarih boyunca bazi cinsel yonelimlerin toplumlar tarafindan siddetle cezalandirildigini ve lanetlendigini bilmekteyiz. Bunlarin basinda ensest iliskiler ve escinsel iliskiler gelmekte. Ama yine tarihe baktigimizda bu tur iliskilerin, tum yasaklara ve cezalara ragmen yasandigini gormekteyiz. Cinsel yonelimi belirleyen faktorler aslinda nelerdir ? Iddia edildigi gibi “saglikli ve dogal” bir cinsel gelisim tablosu var midir, yoksa bu sadece bizim toplumsal sartlandirmamiz olmaktan oteye gitmeyen bir kontrol mekanizmasi midir ? Tum bu sartlandirmalara ve ceza korkutmalarina ragmen, insanlar belki genetik farkliliklardan kaynaklanan isteklerin etkisinde mi kalirlar ? “Normal” ve heterojen seks yapan bir insan, gercekten boyle bir insan midir, yoksa farkli cinsel yonelim isteklerini toplumun ve kendi uyum saglamis egosunun kabul edebilecegi bir sekilde bastirabilmis olan bir insan midir ?

David G.Myers’in değindigi Tanri sorunu ve onerdigi iki aksiyom konusunda soyleyebilecegim cok sey yok. Kisisel olarak, uc  Ortadogu dinindeki Tanri figurunu kabul etmedigimi soylemekle yetinebilirim. Bu anlamda, felsefeci Nietzsche’nin su sozune katilirim: “Surekli olarak ovulmek isteyen bir Tanri’ya inanamam.” Kendisine inanmak zorunda oldugumuz Tanri nasil bir tanridir ? Gercek bir buyukluk, kendi buyuklugunu anlatma ihtiyacini hisseder mi ?

Bilemiyorum, zor sorular. Sanirim Dr Myers de konunun zorlugunun farkinda olarak, dusuncelerini bir tur inanc gibi tanimlamayi tercih etmis.

Reklamlar
Bu yazı Bilimcilerin düşünceleri içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s