ER NEMEÇEK

(Pal Sokağı Çocukları romanını okumaya niyetli olanlar bu yazıyı okumasın. Romanın konusu özetlenmiştir.)

Edebiyatın çeşitli dalları arasında yazılması, kurgulanması en zor olanlardan biri bence çocuk edebiyatıdır. Bir yandan bir çocuğun ilgisini dağıtmadan kurguyu kurabilmek, diğer yandan o çocuğun bilinç altına mesajlar aktarabilmek gerçekten çok zor bir iş.

Sanırım benim kuşağım çok talihliydi. Henüz ortada bilgisayarlar, bir sürü elektronik zımbırtılar olmadığı için, çoğumuz çocuk edebiyatının ölümsüz eserlerini okuyabilme fırsatını bulduk. Aslında bunların bazıları çocuk edebiyatı değil, erişkin romanlarının çocuklar için sadeleştirilmiş şekliydi. Benim kitaplarla ilk tanışmam ise, rahmetli babamın sayesinde oldu. Bir yaş günümde babam bana, bir gazetenin kampanya ile verdiği bir torba dolusu kitap getirdi. O günlerde gazeteler kültür faaliyetlerine önem veriyor ve sadece tencere tava değil, okurlarına kitap da armağan ediyorlardı. Neyse … çizgi romanlara alışık olduğum için gelen kitaplara bir süre elimi sürmedim. Gerçi içlerinde tek tük resimler vardı ama sayfalar dolusu düz yazıyı okumak gözümde büyüyordu. Sonunda bir gün içlerinden birinin kapağını açtım ve okumaya başladım. İlk okuduğum romanın ismini dünmüş gibi hatırlıyorum: Jules Verne’den Kaptan Grant’ın Çocukları.

Büyülenmiştim. Meğer Dünya’da ne kadar çok şey vardı. Güney Amerika ve Patagonya’nın pampaları, inançları bizden çok farklı olan yerliler, tepelerinden duman ve ateş püskürten yanardağlar ve daha bir sürü şey. O romanı bitirdikten sonra, arka arkaya diğerlerini okumaya başladım: İki Şehrin Hikayesi, Küçük Lord, Dedem Korkut Öyküleri, Polyanna, Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Pinokyo, Çocuk Kalbi, Arzın Merkezine Seyahat, Beyaz Diş … ve diğerleri. Hele Beyaz Diş’in öyküsüne bayılmıştım. Yarı kurt yarı köpek olan Beyaz Diş’in karlarla kaplı ormanlardaki hayat mücadelesi, bazıları alkolik olan yöre kızılderililerinin hayatları, Beyaz Diş’i sopayla döven ve onu dövüşmeye zorlayan kötü efendisinin gaddarlığı …

Yıllar sonra Beyaz Diş romanının tam versiyonunu buldum ve yeniden okudum. Ama bu okuduklarım arasında bir tanesini hepsinden ayrı tutarım ve sanırım bu roman bana hayatın gerçeklikleri hakkında unutamadığım dersler vermiştir: Ferenc Molnar’dan “Pal Sokağı Çocukları.”

solsoledo_onkapak

Budapeşte’nin fakir Jozsefvaros semtinde yaşayan bir grup çocuğun öyküsü anlatılıyordu. Öyküdeki çocuklar aynı okulda okuyorlardı. Son ders zili çaldıktan sonra, yakaları paçaları dağınık biçimde, sokaklarda birbirlerine takılarak evlerinin yolunu tutuyorlar, sonra tüm dünyaları olan minik bir arsada oynamaya gidiyorlardı. Seneler önce kaderine terkedilmiş bir arsaydı burası. İçinde, yarım kalmış bir inşaatın malzemeleri saklanıyordu. Tuğlalar, briketler, kum torbaları ve buna benzer şeyler. Arsaya hırsız gireceği yoktu ama gene de arsanın uyduruk tel kapısında, ayakları romatizmalı, sigaradan dolayı sürekli olarak öksüren yaşlı bir bekçi, sandalyesinde uyuklayarak bekliyordu. Çocuklar bekçiden izin almışlardı ve sahiplendikleri bu arsada doyasıya oynuyorlardı. Tüm çocuklar erkek olduğu için elbette en sevdikleri oyun askercilikti. Kendi aralarında bir ordu kurmuşlar, yaşça biraz büyük olan Boka’yı komutan yapmışlardı. Bu çocuk ordusunda hepsinin birer rütbesi vardı. Onbaşı, çavuş, teğmen, yarbay, albay, binbaşı. Sadece bir çocuk hariç. İçlerinde en çelimsiz olan, yüzü çillerle kaplı, sevimli Er Nemeçek. Zavallı Nemeçek ordudaki tek askerdi. Bütün gün, üstlerinin verdiği emirlere uyar, arsayı temizler, hendeklere su taşır, savaş malzemelerini depoya kaldırır, daha bir sürü işi yapardı. Bazen üstlerinin karşısına çıkar, yeterince hizmet yaptığını, artık terfi etmek istediğini söyler ama isteği her seferinde geri çevrilirdi. Er Nemeçek bunun üzerine burnunu çeker, gözyaşlarını siler ve görevine geri dönerdi. Şikayet ediyordu ama bütün üst rütbeli arkadaşlarını, komutan Boka’yı ve özellikle vatanı gibi gördüğü arsasını çok seviyordu.

Pal Sokağı çocuklarının rakipleri de vardı elbette. Bir botanik müzesinin bahçesinde oyun oynayan rakip çetenin çocukları, Frenç Atş’ı kendi komutanları ilan etmişlerdi. İçlerinde özellikle Paster kardeşler çok kavgacıydılar ve bazen savunmasız gördükleri çocukların misketlerine el koyuyorlardı.

***

Her şey böyle akar giderken, bir gün botanik bahçesinde oynayan çocuklar ordan kovulurlar ve yurtsuz kalırlar. Artık tek hedefleri vardır. Kendilerine göre zayıf gördükleri Pal Sokağı çocuklarına savaş açmak ve arsalarını ellerinden almak. Bir heyet göndererek komutan Boka’ya resmen savaş deklarasyonu yaparlar. İki ordunun komutanları savaşın tarihini ve kurallarını belirler. Buna göre, rakipler birbirlerine kum torbaları atabilecekler ve tahta kılıçlar kullanabileceklerdir. Eğer savaşçılardan biri karşılıklı döğüşte yere düşürülür ve omuzlar yere değerse diskalifiye olmuş, bir anlamda ölmüş sayılacak, arsadaki bir kulübeye kilitlenecek ve savaşın sonunu bekleyecektir. Sayısal üstünlüğü net olarak sağlayan taraf galip ilan edilecektir.

Pal Sokağı çocukları derhal savaş hazırlıklarına başlarlar. Siperler kazılır, kum tepeleri sağlamlaştırılır, bütün kılıçlar, kalkanlar gözden geçirilir. Bu arada Er Nemeçek ordan oraya koşmakta, heyecan içinde savaş gününün gelmesini beklemektedir. Savaşa bir kaç gün kala Er Nemeçek hastalanır. Botanik bahçesindeki çocuklar ordan kovulmadan önce, onları gözetlemeye gittiğinde, saatlerce su dolu bir havuzun içinde saklanmış ve ciğerlerini üşütmüştür. Balgam dolu öksürüklerin ardından Nemeçek ayakta duramaz hale gelir, ateşi giderek yükselir ve evinde hasta yatağına yatar. En zorlu günlerinde arkadaşlarını yalnız bıraktığı için kendini hain gibi hissetmektedir. Savaştan bir gün önce, Pal Sokağı çocukları onu ziyaret ederler. Nemeçek yüksek ateş içinde sayıklamakta, bazı sanrılar görmektedir. Pal Sokağı ordusu bu savaşa erleri olmadan gireceklerdir.

Ertesi gün savaş başlar. Komutan Boka’nın akıllı yönetimi sayesinde Pal Sokağı çocukları rakiplerini yenerler. Rakip komutanın kılıcı alınır, komutan Boka’ya da tüm subayların onaylaması ile mareşal ünvanı verilir. Savaştan sonra Pal Sokağı çocukları ve rakibinin durumunu merak eden Frenç Atş, Nemeçek’in evine, durumunu öğrenmeye giderler.

Nemeçek çok hastadır. Çocuklar tek tek içeri alınırlar ve içerde fazla durmalarına izin verilmez. Nemeçek’in yattığı odanın kapısının ardında bir doktor bazı şeyler söylemekte, içerden bir kadının hıçkırıkları, ağlama sesleri duyulmaktadır. Öylece kapıda bekleşirlerken rakip iki ordunun komutanları Boka ve Frenç Atş arkadaş olurlar. Bu ikisi de yaşça diğer çocuklardan ileridir ve artık çocuklukla ergenlik arasındaki o kritik eşiğe varmışlardır. İkisi de kötü çocuklar değildir ve birbirlerini anlamaktadırlar. Bir tanesi yurtsuz kalan arkadaşlarına yeni bir oyun alanı bulmak, diğeri ise kendi arsasını savunmak için savaşmıştır. Çocuklar bir süre kapıda bekledikten sonra, aralarında konuşa konuşa ordan ayrılırlar.

Ertesi gün, mahallede Nemeçek’in ölüm haberi duyulur. Tabut ağlamalar ve dövünmeler eşliğinde evden çıkarılırken çocukların bazıları o sahneyi hâlâ bir oyunmuş gibi seyretmektedirler. Er Nemeçek artık asla onlarla birarada olamayacak, burnunu çekip sümüklerini sile sile sağda solda koşturamıyacaktır.

Bir kaç gün sonra, komutan Boka, üzüntüsü biraz hafiflediğinde oyun alanlarının kapısını açmak için arsaya gider ve orda beklemediği bir manzara ile karşılaşır. Arsanın içine bir sürü işçi girmiş, iş makineleri getirilmiş, yoğun bir çalışma başlamıştır. Bekçi ile konuşan Boka neler olduğunu öğrenir. Arsaları birilerine satılmıştır ve oraya kocaman bir apartman dikilecektir.

Gerisin geri yürürken Boka gözyaşlarını tutamaz. Onlar arsalarına asla ihanet etmemişler ama birileri arsalarını başkasına satmıştır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bir gün diğer arkadaşlarıyla da yolları ayrılacak, hepsinin hayalleri sisler arasında kaybolacaktır. Boka düşünür. İçinde nice arkadaşlıkların, düşmanlıkların, ihanetlerin kaynadığı bu dünya aslında nedir ?

Ve Er Nemeçek kimin için ölmüştür ?

***

Pal Sokağı Çocukları romanındaki komutan ismini hatırlamak için internette dolaşırken, genç bir öğrenci kardeşimizin yorumuna rastladım. Bu öğrenciye Pal Sokağı Çocukları romanı ödev olarak verilmiş. O da hemen internette romanın özetini aramış ve birileri ona istediği özeti göndermiş. Şöyle teşekkür ediyordu:

“Sağol kardeş, çok iyi oldu. Sayende 200 sayfalık romanı okumaktan kurtuldum.”

Bir romanı okumaktan “kurtulmak” ! Doğrusu içime bıçak saplanır gibi oldu. Vıt vıt öten akıllı telefonların, beş dakikada erişilen ama aslında kimsenin pek bir şey anlamadığı bilgilerle dolu portalların olduğu bir dünyada, sanırım gençler giderek daha sabırsız, daha peşin düşünceli oluyorlar.

Bu da farklı bir dünya …

Saygılar

Reklamlar
Bu yazı Denemeler içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to ER NEMEÇEK

  1. sabiha dedi ki:

    Defalarca okuduğum onlarla beraber o sokaklarda gezindiğimi sandığım çocukluğumun en güzel yanlarından olan kitap okuma alışkanlığımın en güzellerinden Pal Sokağı Çocukları…..iki oğlumada okuttuğum ve defalarca hediye ettiğim kitap…. ne güzel yazmışsınız…ellerinize sağlık…bir kitap kulubu kurma hazırlığında olan ben..sizi iyiki okudum….

  2. Yavuz Uğur Özkan dedi ki:

    Pal sokağı çocukları ergen dönemimde okuduğum ve bende de iz bırakan bir kitap. Tekrar hatırlattığın için teşekkürler Levent kardeş. Benim de 2 oğlumdan büyüğü ucundan da olsa teknoloji çağını biraz ıskaladı. Bu sayede iyi bir okuyucu olma becerisini kazandı. Ancak 2 numara o kadar şanslı değildi ve senin üzüldüğün “sağol kardeş”çilerden malesef. Bu beni de çok üzüyor tabii ama “que sera, sera” demeyi öğrendim allahtan! Tabii ki düzeltmek için elimizden geleni yapıyoruz.

    Her biri ayrı bir lezzet tabağı olan denemelerine devam etmen dileği ile. Tabii bir lezzet tabağının çok da kolay hazırlanmadığını bildiğimden, kendini yıpratmadan. Sevgilerimle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s