ZOR PROBLEM BİLİNÇ – Bilimcilerin düşünceleri

Selamlar.

Yeni bir yazı dizisine başlıyorum. “What we believe but cannot prove” isimli kitaptan yola çıkarak, çeşitli bilimcilerin farklı konulardaki düşüncelerini sizlerle paylaşacağım ve kendi kişisel yorumlarımı ekleyeceğim. Tüm yazılarda, kırmızı renkli bölümler alıntı, gerisi benim yorumlarımdır.

İşte ilk yazımız: “Zor problem bilinç.”

New York universitesinde felsefe ve psikoloji profesoru olan Ned Block bu konudaki görüşlerini özetlemekte. Kendisi, Owen Flanagan ve Guven Guzeldere ile birlikte The Nature of Consciousness (Bilincin Dogasi) isimli kitabin editorlerinden.

Soz kendisinin.

***

bilinc

“Zor Problem” adi verilen bilinc probleminin, bilissel norobilimde kaydedilen ampirik ve kavramsal gelismeler sayesinde cozulecegi konusunda iyimserim. Peki nedir bu “Zor Problem” ? (Simdilik) Hic kimse su soruyu yanitlayamiyor : Ornegin kirmizi renge dair deneyimimin yarattigi fenomenal hissin noral (sinirsel) temeli, neden ozellikle o fenomenal hissin noral temelidir de, baska bir hissin noral temeli degildir, ya da hicbir hissin noral temeli olmama durumunda degildir ?

Ortada nasil dolduracagimizi simdilik bilemedigimiz bir izahat boslugu var, ama ben gunun birinde dolduracagimiza inaniyorum. “Zor Problem” hem kavramsal, hem de izahat acisindan “Benligin yapisi nedir?” sorusunun yaninda onceliklidir. Bunu, ayni problemin benlik biciminde orgutlenmemis deneyimler icin bile gecerli olduguna bakarak, kismen de olsa anlamak mumkun. “Zor Problemin” cozumu (yani izahat aciginin kapatilmasi) hic suphesiz simdilik ongoremiyecegimiz bir takim fikirleri gerektiriyor. Zihin-beden problemi oyle essiz ki, gecmisteki izahat aciklarini kapamaya yonelik ornekler, hic de iyimserlik asilamiyor insana. Ama ben yine de iyimserim.

***

Evet, gercekten de “Zor Problem” tanimi tasidigi ismi hak ediyor. Noral (sinirsel) temeller arasinda, yapisi henuz cozulemeyen bir tur gorev paylasimi mi soz konusu ? Bu “görev paylaşımı” bakterilerden, basit hücrelerden yavaş yavaş ayrılmaya başladığımız evrimsel süreç içinde, “dış dünya uyarılarına” bağlı olarak, birbirleri ile ilişkileri bulunan katmanlar, içiçe geçmiş bilinçler şeklinde gelişmiş olabilir mi? Bunca bilimci, norolog ve psikolog isin icinden cikamazken, benim bir yargiya varabilmem mumkun degil. Bu konuda okuduklarimdan yola cikarak, acizane, sadece, dusuncelerimi paylasmaktayim.

Sanki, noral kokler ve birlikte bilinci olusturan her tur alt parcacik, kendi iclerinde ayri bir bilinc sahibiymisler gibi davraniyorlar. Bir baska koklu soru ise, bilinci olusturan ve benlik algisini doguran seyin tam olarak ne oldugu ? Sn Ned Block 2007 yilinda yayinladigi bir makalesinde bilincin (butun olarak bilincin) diger bilissel sureclerden ayrilabilecegi ve farkli beyinsel temelleri oldugu varsayimini one surdu. Bu varsayim sunu one surmekte:

“Bilincin fenomolojik alt yapisiyla bilince bilissel erisim farkli beyinsel temellere sahiptir. Dikkat ve hafiza gibi bilissel mekanizmalarin kisitliliklari vardir. Bilincli deneyim ise bu anlamda kisitli degildir. Dunyaya baktigimizda sadece dikkat verdigimiz ve sozle ifade edebilecegimiz kisitli sayida nesneyi gormeyiz. Butun dunyayi goruruz.”

Dogrusu, bu varsayimi kavramakta zorluk cekiyorum. Dikkat ve algi deneyleri, insanlarin sadece odaklandiklari bir alani gorduklerini, bu odak alaninin disinda kalan dunyayi ise pek fark edemediklerini aciklikla ortaya koyuyor. Bu durumda; dikkat, gorsel algi alanlarinda “kisitli” yetenekleri olan bir surec, dunyayi algilama konusunda yapisal bir butunluge nasil sahip olabilir ? Konunun daha iyi anlasilabilmesi icin, sizlere gorsel algi konusundaki bir deneyi anlatmak istiyorum.

Bu deneyde, deneklere kisa bir film izlettirilir ve filmdeki sihirbazin iskambil kartlari ile yaptigi bir numarayi anlamaya calismalari istenir. Sihirbaz sahneye gelir, elindeki uc karti seyircilere gosterir, kartlari masaya yayar ve yavasca yerlerini degistirir, sonra biraz hizlanir. Sonra seyircilere maca asinin hangi kart oldugu sorulur. Kartlar yavasca karistirildigindan cogu seyirci maca asinin yerini dogru tahmin ederler. Ama bu arada tuhaf bir sey gerceklesmistir. Kart numarasi surerken, filmdeki sihirbazin arkasindaki dekor, hatta sihirbazin elbisesi, sapkasi tamamen degismis ve seyirciler bunu algiliyamamislardir. Mesela, filmin basinda sihirbazin arkasinda silindir seklinde bir dekor dururken, oraya bir sehpa getirilmis, sihirbazin yesil renkli elbisesi kirmizi olmus ve insanlar bu degisikligi fark edememislerdir. Buna benzer diger deneyler de, insanin “dikkat” yani “oncelik” alani disinda kalan dunyayi pek algilayamadigini gostermektedirler. O zaman, sn Block’un “butun dunyayi kavrayan” bir baska bilincli deneyim varsayimina nasil guvenebiliriz ? Zaten kendisine bazi itirazlar yoneltilmis ve bilissel sureclerden ayri isleyen bir bilincli deneyim oldugu varsayiminin bilimsel ilerlemeyi engelledigi belirtilmistir.

Simdilik, bilincin, bilissel islevlerden ve bilissel erisimden bagimsiz olarak var olabilecegini gosteren deneysel bir bulgu yok.

Sadece “dikkate” ve gorsel algilamaya degil, isitsel algilamaya ve dusuncelerimizi ifade edis bicimlerimize, hatta hangi dusunceyi neye gore tercih ettigimiz sorusuna odaklanildiginda, bize “makul” ve “mantikli” gibi gorunen dusuncelerimizin dahi, aslinda rasyonel bir kararlarla degil, “tercih” ile alindigini dusunmekteyim. Tipki “odaklandigimiz” bir alandaki degisimleri fark etmemiz gibi, siyasi veya dinsel olarak “odaklanmalarimiz” bizleri, bu odak noktasinin disinda kalan gelismelere karsi bir tur korluge yoneltiyor olabilir.

Bilissel islevlerden bagimsiz bir bilinc halinin olup olmadigi meselesinde, bence, sizofrenlerin dunyasina da egilmek gerekiyor. Kaba bir yaklasimla, bazi sizofrenlerin birden cok kisilige sahip olduklari zannedilse de, yeni teoriler sizofren kisinin, degisen donemler icinde farkli sanal gercekliklere inandigini one surmektedirler. Bunu “cift kisilik” klisesinden daha makul bir yaklasim olarak goruyorum. Sizofreninin cok kompleks bir hastalik oldugu, konunun uzmanlari tarafindan defalarca dile getirilmistir. Bu hastalik dunyayi bir butun halinde goren bilinc varsayimini cok zorlamakta. Zira sizofrenlerin hayali kisiler ile konustuklari, sanri algilamalari yasadiklari, kendilerine bir seyler emreden sesler duyduklari, gerceklik hissini ciddi anlamda kaybettikleri bilinmektedir. Sanki, noral temellerin kendi aralarindaki iletisim uyumu bozulmus gibi gorunmekte.

Yazinin basina donersem, fenomenal (olgusal) hissin noral temelleri, o temelleri ayri ayri incelemenin cok otesinde, birbirlerini arasindaki dinamik, degisken iletisimi de goz onune almamiz gerektigini gosteriyor gibi. Ben bu noktada, bir tur “ozculuk, idecilik, Platonculuk” dusuncelerine hic katilmadigimi belirtmeliyim. Nesnel dunyanin gercekliklerinden ve icsel dunyayi olusturan noral temellerden ayri bir bilinc olduguna inanmiyorum. Bunun yerine, insani, hareket ve iletisim halinde anlam kazanan, bilinc kazanan bir canli olarak goren diyalektik materyalist yaklasimlarin dogruya cok daha yakin oldugunu dusunmekteyim.

Bunun carpici bir savunmasi, “tavsan” orneginde yapilmistir. Bir tavsani otopsi masasina yatirip onu parcalara ayirdigimizda, tavsanin sinir sistemi, kan dolasim sistemi vs ile ilgili merkezleri tahmin edebiliriz. Ama bunlarin hicbiri tavsanin kendisi degildir. Tavsan, ancak dogal dunyasinda ve canliligi icinde dolasirken, avcidan kacarken kendi yapisal butunlugunu ortaya cikarir. Bu baglamda; dis dunya etkisinden tamamen yalitilmis bir bilinc kavrami da pek bir sey ifade etmemeye basliyor. Nasil ki, dogadan yalitilmis bir tavsan formu yoksa, bence, insan bilinci icin de ayni sey gecerlidir ve onu, bilincin (sinirli olarak) kavradigi dis dunya etkisinden yalitarak ele almak pek dogru bir yaklasim degildir. Kisaca, algilarimizi olusturan bir dizi mesaj, bu mesajlarin tercumeleri ve dis dunya ile iletisimimizden kopuk, degismeyen, hep ayni kalan, onceden “tasarlanmis” bir bilinc olduguna inanmamaktayim.

Belki de, -fazlasi ile siyasi sebeplerle- rafa kaldirdigimiz diyalektik materyalizmin algi ve bilinc konularindaki yaklasimina bir kulak vermek faydali olabilir.

Hurmetlerimle
Levent Erturk

Reklamlar
Bu yazı Bilimcilerin düşünceleri içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s