BAY FARADAY

Efendim, bendeniz bir parça elektrikçi olmaktayim. Endüstri meslek lisesi egitimimden sonra, bir kac sirkette calistim, Maltepe’deki bir dokum fabrikasinda, bir anlik dikkatsizligim sonucu trifaze ceryana yakalandim ve olumden dondum. Yine de iyi kotu 19 yil para kazandim bu isten.

Elektrik denilince, ister muhendis olalim, ister teknisyen, bir kac buyuk fizikci ve kimyaci ismini duyunca saygi ile ayaga kalkariz: Alessandro Volta, Luigi Galvani, Andre Marie Ampere, James Clerk Maxwell, esrarengiz bir usta Nikola Tesla; hepsi pirimiz, ustadimizdir.

Ama ustalarin ustasi bir buyugumuz vardir ki, evinizde kullandiginiz camasir makinesinden, kurutma makinesine, tost makinesine kadar her yere imzasini atmistir: Michael Faraday. (1791-1867)

faraday

Dogru durust bir universite egitimi bile yoktu bu buyuk adamin.
Ama icinde, bitmez tukenmez bir alev yaniyordu: ogrenme aski.

***

Faraday’dan once de elektrik enerjisi ve miknatislanma uzerine sayisiz calismalar yapilmisti. Elektrik pillerinin atasi icat edilmis, elektrik gecen bir telde miknatislanma etkisi oldugu deneylerle gosterilmisti. Ama hic kimse buyuk bir endustriyel devrimin yolunu acacak sekilde, bu buluslara guclu ve etkili bir kullanim alani kazandiramiyordu. Calismalar genelde teorik seviyede ilerliyor ve buluslarin onemi ancak yetkin kisiler tarafindan takdir ediliyordu. Ama hicbirinin ticari ve endustriyel karsiligi yoktu henuz.

Michael Faraday, Hristiyanligin “sandemacilar” diye bilinen mezhebinin uyesi bir ailede dogmus ve bilindigi kadari ile olunceye kadar inanclarina bagli kalmisti. Sandemacilar pahali ve luks bir yasama karsi olan sade hristiyanlardi. Katolik kilisesinin tavrina karsi cikiyorlar, parasal zenginligin dine aykiri olduguna ve Tanri’nin yasalarinin dogada “yazili” olduguna inaniyorlardi. Insanligin dogal olaylari inceleyerek, yani okuyarak, gercek Tanrisal ozellikleri kesfedebilecegini dusunuyorlardi. Faraday, fakir bir demircinin oglu olarak, bu disiplinin icinde buyudu.

On uc yasinda okuldan ayrildi ve Londra’da kitapci ve ciltci George Ribeau’nun yaninda cirak ve gazete dagiticisi olarak calismaya basladi. Isine oylesine sariliyordu ki, Ribeau ona daha yedi sene calismasini teklif etti. Faraday, hemen kabul etti bu teklifi. Matbaada calismaktan mutluydu, cunku bu sayede ilgisini ceken dergi ve kitaplari aliyor ve gece boyunca okuyabiliyordu. Ozellikle kimya ve fizik uzerine yazilmis kitaplara hayrandi. Uzun sure okuduktan sonra, Faraday ustasindan izin alip, matbaanin bir kosesindeki odada ufak tefek deneyler yapmaya basladi. 1810 yilindan sonra Faraday, Londra Kenti Felsefe Toplulugunda yapilan konferanslara ve tartismalara katilmaya basladi. O yillarin en buyuk bilim adamlarindan biri olan kimyaci Sir Humprey Davy’nin Londra Kraliyet Enstitusundeki konferanslarini takip etti. Faraday, o kadar etkilenmisti ki, konferans konusmalarini yaziya doktu, matbaada ciltledi ve Sir Davy’e hediye olarak gonderdi. Bir de not ekleyip, eger asistan kadrosunda bos yer varsa, calismak istedigini soyledi. Teklifi geri cevrildi.

Derken, Davy icin talihsiz bir olay, genc Faraday’in kaderini degistirdi. Bir laboratuar calismasi sirasinda Sir Davy gecici bir sureligine kor oldu ve fikirlerini yaziya dokmesi icin Faraday’i cagirdi. Henuz 21 yasinda olan Faraday, artik dunyanin en saygin kimyacilarindan birinin laboratuarina girmisti. Bazi bilim cevrelerine gore Sir Davy’nin en buyuk kesfi dogrudan Faraday’in kendisidir. Bir kac ay sonra asistanlarindan biri ile tartisan Sir Davy onu kovdu ve Faraday’i asistan olarak duzenli kadrosuna dahil etti. Bir sure sonra ise Davy ve asistani 18 ay suren bir Avrupa yolculuguna ciktilar. Bu yolculuk Faraday’a muthis bilgiler kazandiracakti. Ampere ve Volta gibi buyuk kimyacilarla tanisti. Bir yandan hocasi Sir Davy’den dersler aliyor, boylece universite eksikligini kapatiyordu.

Hocasi ile bir kac deney yaptiktan sonra, Faraday artik tek basina deneyler yapiyor ve su esrarengiz elektro manyetik kuvveti anlamaya calisiyordu. 1821’de “elektromanyetik donme” denen olguyu kesfetti. Kendi yaptigi bir duzenekte, bir tel parcasini miknatisin cevresinde dondurmeyi basardi. Elektrik motorlarinin yolu acilmisti. Simdilik bir kac gramlik bir tel donduruluyordu ama ilerde dev gibi vinclerin motorlari bu prensiple calisacakti. Boylece Faraday elektrik enerjisini mekanik enerjiye cevirmisti.

Bu basari uzerine Faraday, tam tersi surec uzerine kafa yormaya basladi. Madem ki, elektrik enerjisi mekanik enerjiye cevrilebiliyordu; acaba mekanik enerji elektrik enerjisine cevrilebilir miydi ? Demir bir halkanin iki yanina, birbirinden bagimsiz iki tel sardi. (Gunumuzde bunlara primer ve sekonder sarimlar diyoruz) Her iki tel de yalitilmisti ve kesinlikle demir halka ile temas etmiyorlardi. Faraday pil araciligi ile bobinlerden birine akim verdiginde, diger bobinin uclarina baglanan galvanometrenin ibresi oynamaya baslamisti. Boylece transformatorlerin atasi dunyaya gelmisti. Bu cihazlar daha sonra endustride binlerce alanda elektrik voltajinin siddetini yukseltmek veya azaltmak icin kullanilacaklardi. Bu bulus o kadar onemlidir ki, soyle anlatabilirim; eger transformatorler olmasa, barajlarda uretilen elektrik yukseltilemez ve yuzlerce kilometreyi asip sehirlere gelemezdi. Sehre gelen elektrik ise voltaji dusurulmeden evlerde kullanilamazdi.

Fakat bu deneyde de elektrik akimindan elektrik uretilmisti. Oysa Faraday’in yapmak istedigi sey, bir elektrik kaynagina ihtiyac duymadan elektrik uretebilmekti. Elektrik ile manyetik alan arasinda bir iliski bulunur. Bir tele elektrik verdiginizde, telin cevresinde az da olsa miknatislik ozelligi dogar. Ama o kadar dusuktur ki, gundelik hayatinizda onu hissedemezsiniz. Eger bir bobini, uzun bir miknatisa sarar ve miknatisi ileri geri hareket ettirirseniz, bu sefer bobin icinde bir elektrik akimi olusur. Tabi ciplak elle hissedilemez, hassas olcum cihazlarina ihtiyac vardir.

Faraday iste bunu yapti. Bobin olarak kullandigi tel ne kadar ince olursa ve sIk sarilirsa, o kadar fazla elektrik elde ettigini kesfetti. Miknatis kullanarak elektrik elde etme islemine “manyeto elektrik induksiyon” ismini verdi. Daha sonra el ile dondurulen bir disk kullanilarak elektrik uretilen bir cihaz gelistirdi. Bu alet ilerde “dinamo” olarak bilinecek ve ogrencilere elektrikle iskence eden polisler tarafindan da kullanilacakti. Eh, bilimsel buluslar maalesef bazen boyle islere de yariyorlar !

Bulduklarinin hangi birini yazsam ki bilemiyorum, hepsini tek tek ozetlemeye kalksam onlarca sayfa tutar. Elektroliz calismalari yaparak, sivi maddelerin icinden elektrik gecirip kimyasal olarak ayristirma surecini baslatti. Sadece fizikte degil, kimyada da dev gibi bir adim atilmisti. Sabit bir gaz olarak bilinen kloru sivilastiran ilk insan oldu. Boya ve ilac endustrisinde onemli yer tutacak benzen’i kesfedip yalitti. Karbon ve klor bilesikleri elde etti. Yani, ustamiz sadece bir fizikci degil ama esasli bir kimyaciydi ayni zamanda.

Celik alasimlari uzerinde calismalar yapti. 1845 yilinda diyamanyetizma kuramini ortaya atti. Yani manyetik ozelligi olmadigi sanilan maddelerin bile uygun sartlar altinda miknatislanacagini gosterdi. Onun bu calismalarindani ilham alan James Clerk Maxwell elektromanyetik isik kuramini gelistirecekti.

Bazi elektrik olcu birimlerine onun adi verildi. Bir maddenin sigasi, elektrik tutabilme yetenegi “farad” olarak adlandirildi. Kendisi, elektrik muhendisligi mesleginin kurucusu kabul edilir ki bence bu unvani hak etmistir. Zira buluslari, onlarca farkli endustriyel alanda kullanilmistir.

Her zaman icin dogayi sevmisti. Mutevazi ve basit bir insandi. Kendisine verilmek istenen sovalye unvanini reddetti. Sebebini sorduklarinda “ben olene dek bay Faraday olarak kalmak istiyorum” dedi.

Bir tek eksigi vardi bu buyuk ustanin. Universite egitimi olmadigi icin matematikte ilerleyememisti. O yuzden buluslarini yeterince formule edemedi. Ama kendisinden sonra gelen, James Clark Maxwell gibi teorisyenler bu calismalarin onemini anlayip matematige dokecekler ve elektromanyetizmadan yola cikarak atom arastirmalarina kadar giden bir sureci baslatacaklardi.

***

Bu yazinin basinda belirttigim gibi, dindar bir insandi Faraday.
Ama hicbir zaman insanlara Tanri adina vaaz vermedi ve onlari yargilamadi.
Inancinin en buyuk dayanagi akliydi ve gercek mabedi laboratuar odasiydi.

Huzur icinde yat “bay Faraday”.

Saygilar
Levent Ertürk

Reklamlar
Bu yazı Denemeler içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to BAY FARADAY

  1. Duran Aydoğmuş dedi ki:

    Sayın Levent ERTÜRK,
    Bu bilimsel konulu makalenizi zevkle okudum. İcatçı bilim adamlarının hayatlarını ve buluşlarını okumak ve o konuda düşünmek hem büyük ihtiyaç, hem de düşünmemizi sağlar Lütfen, bildiğiniz bilim adamlarının çoğunu bir arada gösteren bir kitap varsa ve adını adresime yazarsanız çok hoşnut olur, size teşekkür ederim . Saygılarımla.

    • leventerturk1961 dedi ki:

      Sn Aydoğmuş. Türkiye İş Bankası yayınları, büyük matematikçileri, fizikçileri, kimyacıları tanıtan kitaplar yayınladı. Hangi şehirde yaşadığınızı bilmiyorum, ama büyük şehirlerden biri ise TIB yayınları satan yer bulabilirsiniz. Bunun dışında, bilimcilerin çeşitli çalışmalarını bizzat onların ağzından okumak isterseniz Tübitak yayınlarında “Galileo’nun buyruğu” hem bilim hem de okuma keyfi veren bir çalışmadır. Yine tubitak yayınlarından “dünyayı değiştiren beş denklem” ve “dünyayı değiştiren keşifler” nitelikli çalışmalardır.

  2. Geri bildirim: DOĞA YASALARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER -8- | leventerturk1961

  3. Geri bildirim: ARAŞTIRMA DOSYASI /// LEVENT ERTÜRK : DOĞA YASALARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER -8- | Stratejik İstihbarat

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s