ZOMBİ FİLMLERİNİN TARİHÇESİ 7- 1990’lar: Boşuna arayışlar…

80′li yılların bereketi ile karşılaştırıldığında, 90′lı yılların filmlerinin hem sayı hem de içerik olarak yetersiz kaldığını görebiliriz. Zombiler hakkında söylenebilecek ne varsa hemen hemen söylenmişti ve artık yeni bir şeyler bulmak gerekiyordu. Öte yandan yönetmenlerin aklına eski kalıpları yeni makyajlarla tekrarlamaktan başka bir şey gelmiyor gibiydi. Kaldı ki, akla gelebilecek her tür yaratığa, canavara alışmış olan sinema seyircisini korkutabilmek giderek zorlaşıyordu. Belki de bu yüzden, ilerleyen yıllarda, efektlere pek sığınmadan, doğal korkuyu yakalamak isteyen yapımcılar Blair Cadısı, Paranormal Fenomen gibi filmlere yöneleceklerdi.

night-ot-the-living-dead-1990-5

Yaşayan Ölülerin Gecesi, 1990 versiyonu – (Night Of The Living Dead, remake)

1990′da, bir zamanlar George Romero’nun filmlerindeki makyajları yapan ve yönetmenliğe başlayan Tom Savini, 68′in efsanevi filmini yeniden çekti: Yaşayan Ölülerin Gecesi, 1990 versiyonu. (Night Of The Living Dead, remake) Ama artık büyü bozulmuştu. Romero’nun o ölümsüz filminin ardından yüzlerce zombi filmi çekilmişti ve seyirci artık mezarlardan fırlayan zombi tiplemelerine alışmıştı.

night-ot-the-living-dead-1990-6

Ayrıca film, Romero’nun filmine yeni bir yorum getiremiyordu. Başroldeki kadın karakter daha cesur ve savaşçı olmuştu. Makyajlar elbette çok daha iyiydi, ama Romero’nun dar bütçeli filmindeki basit malzeme ile 90′ların teknolojisini karşılaştırmak haksızlık sayılırdı. Bu tekrar yapımda Ben rolünü Tony Todd, Barbara rolünü Patricia Tallman üstlendiler.

Kötü Ruh 2 filmine bıraktığı yerden devam eden Karanlığın Ordusu, 1992, (Army Of Darkness) tam bir hayal kırıklığı, hatta absürd bir komedi olmuştu. 

braindead

Ölü Beyin – Braindead – 1992. Her yere iç organları yaymakla korku yakalanabilir mi ?

Hemen aynı yıl, yönetmen Peter Jackson’dan yine bir kan ve iç organ gösterisi olan Ölü Beyin (Braindead) gösterime girdi. Bu sefer hastalık bir maymundan bulaşıyor ve kısa zamanda çılgınlık her yeri kaplıyordu.

pet-sematary-21

Evcil Hayvan Mezarlığı 2 – Pet Sematary 2 – 1992

Yine aynı yıl, yönetmen Mary Lambert, Stephen King’in romanına yeniden el attı ve Evcil Hayvan Mezarlığı 2 (Pet Sematary 2) 1992′de gösterime girdi. Elbette arkasında artık güçlü bir senaryo yoktu ve film, ölümden geri dönen bir kasaba polisinin canavarlıkları olmaktan öteye gidemedi.

return-of-the-living-dead-3-2

Yaşayan Ölülerin Dönüşü 3 – Return Of The Living Dead 3 – 1993

Bazı zombiseverler beğenmese de ben, Brian Yuzna’nın yönettiği, 1993 yılına ait Yaşayan Ölülerin Dönüşü 3 (Return Of The Living Dead 3) filmini beğenmiştim. Çok gizli askeri deneyler yapılan bir tesisteki subayın oğlu, sevgilisine kendisini beğendirebilmek için, babasının giriş kartlarını çalar ve tesise girerler. Burda ölü bir insanın gaz verilerek canlandırıldığına şahit olurlar. İşler ters gider, ölü adam kayışlardan kurtulur ve personeli ısırır. Çıkan karışıklıkta, tesise giren genç kız da ısırılır ve mikrobu kapar. Genç çocuk ve sevgilisi motorsikletle tesisden kaçarlar ama artık genç kız değişmeye başlamıştır. Bu filmde, genç kızın değişmemek için gösterdiği çaba ve çektiği acıyı hafifletmek için kendisine cam parçaları, çiviler vs saplaması orijinal bir fikirdi ve bence ölüm gerçeğine direnen insanlığa bir gönderme yapılıyordu. Zombi genç kız Julie Walker rolünde Melinda Clarke başarılıydı diyebilirim.

cemetery-man

Ölüm Ve Aşk – Cemetery Man – Dellamorte Dellamore – 1994

Gömülenlerin dirildiği bir mezarlıkta çalışan görevli adamın öyküsünün anlatıldığı 1994 yapımı Ölüm ve Aşk (Cemetery Man – Dellamorte Dellamore) filmi de özgün bir çalışma olarak görülebilir. Bir mezarlıkta çalışan Francesco Dellamorte’nin (Rupert Everett) resmi iş tanımı dışında bir görevi daha vardır: Zırt pırt dirilen ölüleri geldikleri yere göndermek ! Sonunda sevgilisi de ölüp yeniden dirilince, Francesco karmaşık düşünceler içine girer.

zombi-paragraf

90′ların akılda kalabilecek filmleri aşağı yukarı bunlardan ibaret. Dönem içinde, tek marifeti bol bol kan göstermek olan başka filmler de çekilmişti ama bunlar zombi filmlerine yeni bir bakış açısı getiremiyordu.

2000′li yıllarla birlikte, filmciler sanal zeka, biyolojik savaş ve kopya insanlar gibi konulara el atmaya başladılar. Bilimdeki gelişmelerden kaynaklanan bu yeni fikirler zombi film yapımcılarına da ilham vermeye başlamıştı.

Reklamlar
Bu yazı Zombi filmlerinin tarihçesi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s