Cemal Nadir Güler

Cemal Nadir Güler (1902 Bursa, 1947 İstanbul) karikatür sanatımıza “Amcabey, Dalkavuk, Akla Kara, Yeni Zengin, Dede İle Torun, Salamon” gibi tiplemeleri kazandırmış büyük bir ustadır.

cn21

1947 yılında Radyo dergisinde yayınladığı bir yazısında Cemal Nadir karikatür anlayışını şöyle anlatıyordu:

Ben karikatürü bir güzel koku gibi insana bir an zevk verdikten sonra, elde boş bir şişe veya sarı bir leke bırakıp havaya karışan bir marifet olmaktan başka türlü anlıyorum. O, ne palyaçoluktur, ne de göbek attıran, çeneleri ağrıtan kahkahadır. Bence karikatür insan beyninin muhtaç olduğu tebessüm ve tefekkürü (düşünceyi) temin eden bir güzel sanat olmalıdır.

cn02Hemen belirtmeliyim ki, karikatür sanatımızın ilk öncüleri gerçekten çok çekmişler, bazıları seneler boyu “muhalefet veya müstehcenlik” suçlamaları ile mahkemede süründürülmüş, genç yaşta sinir ve kalp hastalıklarından hayata veda etmişlerdir. Bu emektar insanlar, çoğunlukla maaşlarını zamanında alamazlar, hep borç içinde yaşarlar ve sanatları ise meslekten sayılmaz, küçük görülürdü.

Sanatçı, Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak Bursa’da doğdu ve ömrü boyunca bu şehri hep sevdi. Çocukluğunda, hattatlık yapan babasının da etkisiyle Bursa’daki sahaflar çarşısının içinde bir hattat dükkanı açmıştır. En yakın arkadaşlarından biri olan Rıza Ruşen Yücer’in anlattığına göre Cemal Nadir’deki mizah yeteneği daha o zamanlarda kendini göstermeye başlamış ve dükkanının kapısına şöyle bir tabela asmıştır:

“Hattatların meraklısı, meraklıların hattatı…”

cn03

Ortaokulda okurken ailesinin zoru ile devlet sınavına girer ve Almanya’da mühendislik eğitimi yapmaya hak kazanır. Ancak küçük Cemal, mühendis olmak istemediğini, ressam olmak istediğini belirterek bu hakkını kullanmaz. Daha sonra İstanbul’a gider ve Güzel Sanatlar Akademisi’nin giriş sınavlarına katılır. Sınavı kazanabilmek için, aylarca insan anatomisi üzerine çalışıp sayısız kemik, kas ve vücut resimleri yapar. O günleri şöyle anlatır: O kadar çok kemik ismi ezberledim ve kemik resmi yaptım ki, artık kemiklerim ağrıyordu ...

Fakat çabaları boşa gider. Aralarında ünlü ressam İbrahim Çallı’nın da bulunduğu sınav heyeti, Cemal Nadir’i akademide okumaya değer bulmaz. Yıllar sonra, Cemal Nadir ile İbrahim Çallı bir dost evinde karşılaşırlar. Artık Cemal Nadir tanınmış bir karikatürist olmuştur. Bu anısını Çallı’ya anlatınca, Çallı şu cevabı verir:

Seni akademiye almamakla pek isabet ettiğimi sonra daha iyi anladım. Kabul etseydik, sayısı pek kalabalık olan ressamlar arasına bir de Cemal Nadir karışacak, fakat memleket, sanatında tek ve büyük bir usta olan karikatüristten mahrum kalacaktı. 

cn04

Cemal Nadir bir süre tabela ressamlığı, hatta tornacılık gibi işlerde çalıştıktan sonra nihayet şansı döner. İlk defa 1920 yılında, Sedat Simavi’nin yayınladığı Diken dergisinde bir karikatürü çıkar. 1928 yılında, sürekli kadroda çalışmak üzere Akşam gazetesinden teklif alır ve 1943’e kadar bu gazetede çalışır. II Dünya Savaşı yıllarında Cumhuriyet gazetesinde karikatürleri yayınlanır. Ortaya çıkardığı “Amcabey” tiplemesinin çok tutması üzerine, 1942-44 yılları arasında Amcabey isimli bir mizah dergisi yayınlar.

Cemal Nadir, hovardalık, içki vs alışkanlıkları olmayan son derece sakin bir insan olarak yaşamını sürdürür Üç defa evlenmesine rağmen, aradığı mutluluğu bulamaz. Nihayet dördüncü evliliğinde, aile içi huzura kavuşur ve işi ile evi arasında gidip gelen mazbut bir insan portresi çizer.

cn07

Amcabey tiplemesinin doğuşu

1920’li yıllarda şişman, sevimli ve hep çeşitli öğretici dersler veren bir tip çeşitli dergilerde görünmeye başlar. Amcabey isimli bu tip o kadar sevilir ki, okuyucular, karikatürlerin altında imzası bulunan Cemal Nadir’i de iri yarı bir adam sanmaktadırlar. Oysa Cemal Nadir, ufak tefek, çelimsiz bir insandır. İyice şöhrete kavuşup, kendi fotografı gazetede yayınlanınca bazı takipçileri hayal kırıklığına bile uğramışlardır. 1947 yılındaki bir radyo konuşmasında kendisine Amcabey’in nasıl doğduğu sorulunca şöyle anlatır:

Amcabey, şişman insanların sevimli ve güldürücü olduğu konusundaki kanaatimden doğmuştur. Ama ben mi Amcabey’i doğurdum, yoksa o mu beni doğurdu pek farkında değilim. Çünkü Amcabey’i seven birçok okuyucular beni Amcabey vasıtasıyla tanıdılar.

Amcabey, ülke sorunları hakkında sohbetler yaparak eleştirilerde bulunan sevimli bir insandır. Başlangıçta “Efruz Bey” ismi ile yayınlanırken zamanla Amcabey’e dönüşür ve okuyucular tarafından kısa sürede benimsenir.

ab1

Yukardaki karikatüre dikkatinizi çekerim. O yıllarda bile, yabancı ülke siyasetçilerinin mütevazi yaşantıları yanında bizim siyasetçilerin debdebe düşkünlüğü eleştiriliyor.

Diğer tiplemelerinde de Cemal Nadir, düşündürücü mesajlar verir. “Dede İle Torun” serisinde eski kuşak – yeni kuşak çatışmasını; “Dalkavuk” tiplemesinde, tek dertleri kendi çıkarları olan insanları; “Yeni Zengin” tiplemesinde, aniden servete kavuşan görgüsüz insanları hicveder.

cn18

Cemal Nadir, sağlık sisteminin adeta Allah’a emanet gittiği yıllarda, tıp sektörünü ve doktorları da defalarca hicvetmiştir. Ne yazık ki, ölümü de tıbbi yetersizlikten ve teşhis hatalarından kaynaklanır. 1947 yılında Eminönü Halkevi’nde verdiği bir konferanstan yorgun ve terli dönen Nadir’e önce grip teşhisi konulur. Bazı ilaçlar verilir. Fakat bir türlü kendine gelemeyip iyice fenalaşınca doktorlar kan zehirlenmesinden şüphelenirler. Karısı ise doğru teşhisin konulduğu konusunda şüphe içinde kalmıştır. Bir sürü hastalık teşhisi konulsa da bunlardan netice alınamaz ve bu büyük sanatçı henüz 45 yaşında hayata veda eder. Cenazesinde, onu çok seven binlerce hayranı, ardından yürürler. O gün, “Mizah matem yapıyor” başlığı ile makaleler yayınlanır.

Cemal_Nadir_Güler

Cemal Nadir’in halkla birlikte otobüslere, vapurlara bindiği dönemlere ait hoş anıları da bulunmaktadır. Bir gün tramvayda giderken, onun çizdiği bir karikatüre gülen bir okuyucusu Cemal Nadir’e karikatürü göstererek sorar:

– Amma da güzel çizmiş eşşoğlusu … öyle değil mi beyefendi?

Cemal Nadir ise gülümseyerek, haklısınız demek zorunda kalır.

Bir ara, Türkiye’de ilk resimli film (çizgi film) denemesi de yapar. Amcabey’in bir macerasını film haline getirmeye çalışır. Sadece birkaç dakika sürecek bir film için 600 kadar resim çizer. Fakat sonunda bunun bir ekip işi olduğunu, tek başına altından kalkamayacağını anlayıp bu projesinden vazgeçer.

Ölümünün ardından, Cağaloğlu’nda senelerce çalıştığı sokağa ve Bursa’daki bir caddeye ismi verilmiştir.

Sanatçı ruhunun en güzel alemlerde olmasını diliyorum.

Kaynaklar: 1. Türk Mizahının Öncüleri, Milliyet Kültür Hizmeti serisi özel fasiküller, 1981; 2. Dünkü Mizahımızdan Yazı Ve Çizgiler, Hürriyet Kütüphanesi, 1965

***

Bazı karikatürleri

cn01 cn05 cn06 cn08

ab2 ab3

cn11 cn12 cn13 cn14 cn15 cn16 cn17 cn19 cn20

Reklamlar
Bu yazı Türk karikatür tarihi içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s