Sünni İslam, Hanefi Mezhebi – 3

EHL-İ SÜNNET FIKIH MEZHEPLERİ

mezhepler Fıkıh kelimesi “bir şeyi bilmek, iyi ve tam anlamak, içyüzünü ve inceliklerini kavramak” anlamlarına gelir. Modern hukuk sistemlerinin yerine getirdiği görevi üstlenmiş ve İslamiyet’in doğuşundan günümüze kadar, hayatın akışına ve yeniliklere bağlı olarak Fıkıh ilmi de zenginleşmiş, bu konuda hem Sünni, hem Şia mensubu alimler tarafından binlerce cilt kitap yazılmıştır. Genel olarak, İslam topluluklarında, birey ve toplumu bağlayıcı şer’î (şeriata dayalı), amelî (pratiğe dayalı) tüm hal ve davranışların incelenmesi, bunların dine göre nasıl değerlendirileceğinin ortaya konması gibi konularla uğraşır. Fıkıh ilminde uzman olan kişilere Fakih (çoğulu: Fukahâ) denir. Fıkıh ilminin iki temel kaynağı Kur’an ve Sünnet’dir. (Hz Muhammed’in sözleri, hal ve davranışları.)

İslamiyet’in Mekke döneminde, genelde imana ve tevhid birliğine çağıran ayetler gelirken, Medine döneminde İslam toplumunun davranışlarını düzenleyen ayetler gelmeye başladı. Hz Muhammed’in sağlığında, müslümanların fıkıh ile ilgili fazlaca sorunları yoktu. Bir konuda kararsız kaldıkları zaman Hz Muhammed’e danışıyorlar, gereken cevabı alıyorlar veya bir süre sonra konu ile ilgili bir ayet geliyordu. Fakat, Hz Muhammed’in vefatının ardından, İslamiyet’in de genişlemesi ve farklı topraklara yayılması ile çeşitli fıkıh (hukuk) meselelerine cevap bulabilmek için, devlet başkanı olan halife onayı ile büyük sahabeler içtihad ederek yeni fıkıh kuralları geliştirdiler. İçtihad, Arapça kökenli bir kelime olup bir İslam hukukçusunun bazı fıkıh prensiplerine uyarak, herhangi bir konuda yeni hüküm getirmesi demektir. İslamiyette ilk ve en önemli içtihadlar, ilk sahabelerin döneminde yapıldı. Böylece ortaya çeşitli fıkıh ekolleri ve prensipleri çıkmaya başladı. Bu arada, Hz Muhammed’e ait olan sözlerin tasnif edilmesi ise ayrı bir ilim olarak gelişti.

Fıkıh ilmi ise, iki ayrı ekolde yoluna devam etti. Birinci ekol Hicaz ve Medine merkezli olarak gelişti ve ehl-i hadîs (veya ehl-i eser) ismini aldı. Bu bölge nispeten daha sakin ve oturmuş bir yapıya sahipti ve fıkıh ile ilgili fazla sorun çıkmıyor, genelde Hz Muhammed’in mirası olan hadislerin yorumları ile yetiniliyordu. Oysa, Irak çevresi ise çok fazla siyasi, dini ayrılıklarla doluydu; bu yüzden, ortaya çıkan meselelerde çeşitli fakihlerin oylarına, görüşlerine başvurmak gerekiyordu. Bu bölgede ise ehl-i re’y isimli fıkıh ekolleri gelişti. Tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn dönemlerinde, yani Hz Muhammed’e tabî olanlar ve ona tabî olanlara tabî olanlar dönemlerinde, fıkıh ilmi farklı coğrafyalarda önemli gelişmeler gösterdi. Genel bir eğilim olarak, ayet ve hadislerin sadece dış anlamlarına bakılmıyor, onların söylendiği zamana, ne söylenmek istendiğine (maksada) ve ayetin geldiği veya hadisin söylendiği dönemdeki olaylara da dikkat ediliyordu. Bu süreç içinde Kûfe’de imam-ı azam Ebû Hanîfe ve öğrencileri ehl-i re’y fıkhını, Medine’de ise imam Mâlik ve öğrencileri ehl-i hadîs fıkhını zenginleştirdiler.  Dönemin fıkıhçıları aynı zamanda iman konularında da uzmanlaşmışlardı. Mesela Ebû Hanîfe’nin El-Fıkhu’l Ekber” isimli eseri, hem fıkıh konularını hem de itikâdî (imana ait) konuları kapsıyordu.

Fıkıh ilmi geliştikçe, hayatın her alanındaki konuları ele alarak hükümler getirdi ve zamanla İslam Hukuku olarak anılmaya başlandı. Temel ibadet kurallarının dışında; miras, hibe, evlilik, boşanma, cezalar vs fıkıh ilminin ilgi alanına girdi. Fıkıh ilminin ana konusu İslami emir ve yasaklarla yükümlü kimselerin yaptıkları işler konusunda hüküm getirmektir. Bazıları emirler getirir: namaz kılmak gibi; bazıları kesin yasaklar (nehiy) getirir: hırsızlığın yasaklanması ve cezalandırılması gibi; bazıları ise, kişiyi herhangi bir işte serbest bırakır. Fıkıh karşısında bir kişinin sorumlu tutulabilmesi için o kişinin ergen (erişkin) ve akıl sahibi (akîl) olması gerekmektedir.Çocuklar ve akıl hastaları mesul tutulmazlar. Fıkıh ilmini bilen kişiler fakih olarak anılırken, içtihad yapmaya ehil olan kişilere müçtehid ismi verilir. Fıkıh hükümlerini kullanarak fetva (karar) veren kişiye ise Müftî denilir. Kur’an ve Sünnet’de açık ve kesin hükme bağlanan konularla, islam hukukçularının ittifakı (görüş birliği) olan konularda içtihad yapmaya gerek duyulmaz. Fıkıh ilminde yeni bir hüküm getirilirken aslî deliller (temel deliller), fer’î deliller (yardımcı deliller) dışında o toplumun örflerine, adetlerine de dikkat edilir. (Günümüzdeki dogmatik hukuk, normatif hukuk ayrımı gibi.)

İlk dönemin büyük müçtehidleri (içtihad edenler, yeni hüküm getirenler) arasında Hz Âişe, Abdullah İbn Ömer, Abdullah İbn Mes’ûd; tâbiilerden Medineli yedi büyük fakih ve Nâfi, Kûfe’den Alkame İbn Kays, İbrahim en-Nehaî, Hammad İbn Ebî Süleyman, Basra’dan Hasan el-Basrî sayılabilir. Abbasi devletinin ilk iki yüzyıllık devresinde de büyük imam ve müçtehidler yetişmiştir. Mekke’de Süfyan İbn Uyeyne, Medine’de Mâlik İbn Enes, Kûfe’de Ebû Hanîfe ve Süfyân es-Sevrî, Şam’da Evzâî, Mısır’da Şâfiî ve Leys İbn Sa’d, Nişabur’da İshak İbn Rahûye, Bağdat’ta Ahmed İbn Hanbel, Dâvud ez-Zâhirî ve İbn Cerîr et-Taberî … gibi. Bu alimlerden bir kısmı bütün halinde bir hukuk sistemi ortaya koyamamışlar ve zamanla varlıklarını sürdürememişlerdir. Diğer yandan bazı alimlerin fıkıh sistemleri günümüze kadar gelmiştir.

FIKIH MEZHEPLERİ VE İMAMLARI

1) Hanefî Mezhebi

Tarihi (kronolojik) sıra içinde ilk fıkıh mezhebidir. Kurucusu Ebû Hanîfe’nin isminden dolayı bu şekilde anılır. Ebû Hanîfe’nin asıl ismi Numan İbn Sabit İbn Zûtâ olup, 699 yılında Kûfe’de doğmuş, 767’de Bağdat’ta vefat etmiştir. Varlıklı bir aileden gelmiş; önce Kur’an’ı hıfzetmiş, daha sonra sarf, nahiv, şiir, edebiyat, cedal ve kelam ilimlerini öğrenmiştir. Kûfe ve Basra’nın büyüklerinden hadisler dinlemiş, hocası Hammad İbn Ebî Süleyman’dan 18 yıl ders alarak fıkıh ilminde uzmanlaşmıştır. Bu öğrenim süreci içinde ta Hz Ali’ye kadar uzanan büyük müçtehidlerin ilimlerini de tetkik etmiş ve onlardan yararlanmıştır. Hocasının vefatından sonra 40 yaşında kürsü sahibi olmuş ve talebeleri ile birlikte münazara (karşılıklı görüş alışverişi) yöntemi ile pek çok meseleyi hükme bağlamıştır. Kendisinin, talebeleri İmam Muhammed ve Ebû Yûsuf’un görüşlerinin yer aldığı Zâhiru’r-Rivâye olarak bilinen 6 adet eseri, bugün dahi Hanefî mezhebinden ilahiyatçıların başvurduğu temel kaynaklar olarak kabul edilmektedir. Bu eserler:

El-Asl (veya el-Mebsût), el-Câmiu’s-Sağir, el-Câmiu’l-Kebîr, es-Siyeru’s-Sağir, es-Siyeru’l-Kebîr ve ez-Ziyâdât çalışmalarıdır.

Zâhiru’r-Rivâye kitapları sonraki dönemlerde kısaltılmış ve “Mebsût” ismi ile 30 cilt halinde basılmıştır. Derslerinde 4000 kadar öğrenci yetiştirdiği tahmin edilmekle birlikte, içlerinden en meşhur dört öğrencisi şunlardır: a) Ebû Yûsuf Yakub İbn İbrahim el-Kûfî. Harun Reşid devrinde baş kadı olarak görev yapmıştır. b) İmam Muhammed İbn Hasan eş-Şeybânî. c) İmam Züfer İbn Hüzeyl İbn Kays. Hadis bilginidir ve üst derecede müçtehiddir. d) Hasan İbn Ziyâd el-Lü’lüî. Ebû Hanîfe’yi, öğrencileri ve büyük bir islam topluluğu baş imam olarak tanımışlar ve kendisine İmam-ı Azam (Büyük İmam) sıfatını layık görmüşlerdir. Hanefî mezhebi önce Irak’ta doğmuş, Abbasiler döneminde devletin başlıca fıkıh mezhebi haline gelmiş, Horasan ve Mâverâünnehir’de büyük gelişme göstermiştir. Osmanlı Devleti kurulup Hanefî mezhebi devletin resmî mezhebi olunca etki alanı daha da genişlemiştir. Günümüzde Türkiye, bazı Türk kökenli devletler, Hindistan, Pakistan, Afganistan ve Balkanlar’da Hanefî mezhebi kısmen sadece ibadete yönelik hususlarda veya diğer hukuk sistemleri ile içiçe geçmiş biçimde uygulanmaktadır.

2) Mâlikî Mezhebi

Bu mezhep, ismini büyük hadis ve fıkıh bilgini Mâlik İbn Enes’ten almıştır. Mâlik İbn Enes 712 yılında Medine’de doğmuş ve 795 yılında yine orda vefat etmiştir. Döneminde Medine bir ilim merkezi olduğu için, en meşhur hadis ve fıkıh alimlerinden ders alma imkanına kavuşmuştur. Olgunluk çağında peygamber mescidi Mescid-i Nebevî’de dersler vermiş, bir süre sonra çevresinde geniş bir öğrenci halkası oluşmuştur. Geliştirmiş olduğu fıkıhta genel olarak Medine halkı ve çevresinin işlerini delil olarak almıştır. Mezhep önce Hicaz bölgesinde yayılmış, sonra Mısır, Kuzey Afrika ve İspanya’ya kadar genişlemiş, hatta bir süre Endülüs Emevi Devleti’nin resmî mezhebi olmuştur. Günümüzde ise Mısır, Fas, Tunus, Cezayir ve Sudan’da yaygındır.

3) Şâfiî Mezhebi. (Şia ile karıştırmamak gerekir.)

Bu mezhebin kurucusu olan Muhammed İbn İdris el-Kureyşî el-Hâşimî 767 yılında Gazze’de doğdu, 820 yılında Mısır’da vefat etti. Öncelikle Irak fıkhını öğrendi ve zamanla Irak fıkhı ile Hicaz fıkhını birleştirdi. Bağdat’ta iki yıl kadar kaldıktan sonra, Mekke’ye geçerek orda 9 yıl ders verdi. Son olarak Mısır’a geçti ve orda yeni görüşler de ortaya koyarak kapsamlı bir fıkıh sistemi geliştirdi. Şâfiî mezhebi önce Mısır’da sonra kısmen Suriye, Yemen, Irak bölgesinde yayıldı. Günümüzde ise Irak, Suriye ve Anadolu’nun güneyindeki bazı bölgelerde yaygındır.

4) Hanbelî Mezhebi. 

İsmini, kurucusu olan İbn Hanbel eş-Şeybânî’den almıştır. (Bağdat, 780-855) İmam Hanbelî hadis çalışmaları için Kûfe, Basra, Mekke, Medine, Şam ve Yemen’i dolaşmış, uzun bir süre İmam Şâfiî’nin öğrencisi olmuştur. Fıkıh çalışmalarında “eşyada aslolan mübahlıktır” prensibini benimsemiş, helal veya haram olduğu belli olmayan işlerin mübah sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Dinin açıkça haram kıldığı konular dışında, ticaret işlerinde serbestliği benimsemiştir. Mezhebi başta Hicaz olmak üzere Irak, Suriye, Filistin ve Mısır’da yayılmış, Suudi Arabistan’da ise resmî devlet mezhebi durumuna gelmiştir.

***

Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat yolunun mezhepleri temel imanî (inanca dayalı) konularda, Kur’an ve Sünnet ile açıkça Helal (serbest) veya Haram (yasak) olduğu bildirilen işlerde birbirlerinden pek büyük farklılıklar göstermezler. Fakat, yeni meselelerin çözüme kavuşturulmasında, doğdukları coğrafyanın fıkıh usülleri, önceki imamların hüküm ve içtihatları ve bölgenin genel alışkanlıkları, geleneklerine bağlı olarak yorum farklılıkları bulunabilir. Keza ibadetlerde de bazı uygulama farklılıklarına rastlanabilir. Fakat hepsi de temel kaynaklar olarak: Kur’an, Sünnet, sahabe içtihadları çizgisine bağlıdırlar. Bunların dışında gelişen Şia ekolünün fıkıh çalışmalarında ise usül ve delil farklılıklarına rastlanabilir.

Şia hareketinin üç büyük kolu aynı zamanda üç büyük Şia mezhebi olarak kabul edilir. Bazıları İmam Ca’fer es Sâdık’ın görüşlerini esas aldığı için Ca’feriyye olarak anılır. Kendi içlerinde ise ahbârîler ve usûlîler olarak iki ekole ayrılmışlardır. Ahbârîler hüküm çıkarmada öncelikle hadisleri esas alır ve Kur’an’ın ancak bu şekilde anlaşabileceğini söylerken, usûlîler ise Kitap, Sünnet, İcmâ (görüş birliği) ve Akıl olmak üzere dört delile dayanırlar. Yalnız Şia’nın sünnet ve icmâ anlayışı Ehl-i Sünnet’ten farklıdır. Ca’feriler sadece Hz Muhammed’in ve masum imamların (on iki imam) söz ve işlerini ölçü alırlarken, Ehl-i Beyt’in naklettiği hadisleri kabul ederler. Bazı farklı uygulamaları vardır: Mut’a nikahını kabul etmek, abdest alırken çıplak ayağın üzerine meshetmeyi yeterli görmek, boşanmada iki şahit zorunluluğu, beş vakit namazı cem’ (toplama) yolu ile üç vakitte kılmak ve zekatı din adamlarının eli ile toplamak gibi.

Şia’nın bir diğer kolu olan Zeydiyye ise fıkıh konularında Hanefî mezhebine yakındır. Mest üzerine meshetmeyi, gayri müslimin kestiği eti yemeyi ve ehl-i kitap (Yahudi ve Hristiyan) kadınlarla evlenmeyi uygun görmezler. Son büyük kol olan Hâricîlik ise zamanla diğer mezheplerin aralarına karışmış ve eriyip gitmiştir.

Devam edecek.

Reklamlar
Bu yazı Sünni İslam içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Sünni İslam, Hanefi Mezhebi – 3

  1. Enes dedi ki:

    Arkadaşım ben hanafi biriyim ama sen tarafsız bi yazı yazmamış sın şia mezhepi ilk mezhep hatta peygamber s.a.a zamanında bile var dı bizim kutubi sittedede yazar Peygamberimiz ali r.a yanındayken salman ve ebazer r.a geçerken ya ali bunlar senin şia larındır ve kurtuluş ehli dirler demiştır daha çok fazla yazacaklarım var ama sen cvp at konusalım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s